16 Kasımda olan uçağımız için 15 Kasım’da yola koyulduk nede olsa Solhan’dan İstanbul’a gitmek de bir zaman kat ediyor.

Bir Turizm Acentası araçılığıyla 16 Kasım Sabah 07:55’de Tel Aviv’e Uçtuk.

1. Gün

Ben Gurion havaalanına iniyoruz.

Yafa için hareket ediyoruz.
Yafa Kudüs arası Sultan Abdülhamit tarafından tren hattı döşemiş.
Kudüs 400 yıl Osmanlı himayesinde kalmış. 1917 den sonra İngilizlerin işgali ile Yahudi göçleri başlıyor. 1947 de İsrail devleti kuruluyor. 1947 sonrasında ise toprak genişlemesine başlıyorlar.

Yafa – Jaffa

Geçmişte tamamen Filistin hakimiyetinde iken şimdi yahudiler ağırlıklı. 5000 yıllık deniz kıyısında bir şehir. Hz. Nuh Aleysalamın oğlu Yafes’den ismini almış. Eskiden liman şehri imiş. Şimdi liman şehri Hayfa olmuş. Kur 1$- 3,47, 1 Euro – 4,07 Şekel

Gezdiğimiz Yerler;

Bahriye Camiine uğruyoruz. 350 yıllık bir cami. Balıkçıların uğrağı ve uğurlandığı bir güzel deniz manzaralı cami.

Saat Kulesi

25 farklı şehre Sultan Abdulhamit Hanın, saltanatının 25. Yılında saat yapılmış. Onlardan biri. Daha sonra restore edilince asıl mimarisi değiştirilmiş.

Mahmudiye Külliyesi

Sultan Mahmut zamanında yapılmış. Tika restore etmiş. Normalde denize cepheli olan cami önüne otel yapılmış. 4 mihrap var. Yatay mimariye sahip. Çok güzel bir avlusu var.

Kudüs;

Holy Land otelindeki dinlenme molasının akabinde lobide buluşarak Mescidi Aksa’ya geçiyoruz. 144 dönümlük bir arazidir. Kanuninin 10 çeşmesi var. İçinde açık medreseler var.

Burada Peygamber Efendimizin Miraç a yükseldiği zaman Cebrail (a.s.)’ın emri ile havada asılı kalan Muallak taşının bulunduğu yerdeki Kubbetü’s-sahr’ı ziyaret ediyoruz.

Burada sultan 2. Abdülhamit Han’ın yaptırdığı Hz.Fatma Mihrabını ve mağarayı görüyoruz. Ziyaretimizin nihayetinde Peygamberimizin Mirâc’a yükseldiği nokta olan Kubbetü’n-Nebî’yi ve Peygamberimizin ululazm peygamberlere namaz kıldırdığı mihrabı da görerek Mescid-i Aksâ Camii’ne geçiyoruz.

Akşam ve Yatsı namazını Aksa Camiinde kılıyoruz. Bölgenin ruhaniyeti tüm bedenimizi sarıyor. Cuma gecesinin ferahlığı gökyüzünü sarmış.

2. Gün

Sabah 4:30 da Mescid-i Aksaya sabah namazı için hareket ediyoruz. Holy Land Otel yürüme mesafemizde.

Dışarda tek kişilik Nebi makamında kıldığımız sünnetin ardından farz için mescide geçiyoruz. Farklı birçok ülke insanı ile saflar halinde makam, rütbe farkı olmadan bu mukaddes beldedeyiz. Namaz ve dua ile Cumayı karşılıyoruz

Güneşin doğuşu bu beldede içimizi ısıtıyor. Manevi havayı tenefüs ederken dualara devam ediyoruz.

Kahvaltı için otele dönüyoruz. 9 da otelden çıkış yaparak, Mescid-i Aksa mahalline gidiyoruz. Bu sefer ise, tövbe kapısı olan Hutta’yı görüyoruz. Ayrıca da ibretlik geçmişini öğreniyoruz. Bu kapı genelde açık olan kapı.

Yolun devamında, Bâbü’l-Esed adı verilen aslanlı kapının hemen girişinde bulunan Müslüman Mezarlığı içerisinde ki Ubâde b. Sâmit ve Şeddâd b. Evs isimli sahabe efendilerimizin kabirlerini ziyaret ediyoruz. Dualarımızı ediyoruz.

Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh);

Eshâb-ı kiramdan olup, Ensâr’ın büyüklerinden. Medine’de (m. 583) senesinde doğup, Filistin’de 34 (m. 654) senesinde vefât etti.
Hicret-i Nebevî’den sonra kurulan İslâm Devleti’nde önemli vazîfeler aldı. Peygamber efendimizin katıldığı muharebelere katıldı. Hazreti Ömer’in hilâfeti zamanında Filistin ve Humus eyâletlerinin vâliliklerinde bulundu. Üstün idârecilik vasıflarına sahip bulunduğundan ahaliye, devlete çok güzel hizmeti geçti. Ubâde ( radıyallahü anh ), hadîs ilminde de çok derin âlim idi.

Şeddâd b. Evs (radıyallahü anh);

Medineli müslümanlardan (Ensârdan). 58 (m. 697)’de, yetmişbeş yaşında Kudüs’te vefât etti.Asr-ı saâdet’den sonra Şam’da, Filistin’de, Beyt-ül-Mukaddes’te ve Humus’ta bulundu. Geniş bir bilgiye sahipti. Devrinde, her ilimde kendisine müracaat edilirdi. Yumuşak huylu, açık sözlü, hiddet zamanında gadâbına hâkimdi, sahipti. İbâdet ve Allahü teâlânın beğendiği işlerde çok gayretliydi. Kalbi Allahü teâlânın korkusu ile doluydu. Yattığı zaman tefekküre dalardı. Allahü teâlânın rahmeti ile birlikte, azâbını da hatırlar, “Yâ Rabbî! Cehennem ateşini düşündükçe uykum kaçıyor” derdi. Birçok Hadis-i Şerif nakil etmiştir.

Hz. Ömer zamanında yapılan bu iki mezarlık Aslanlı kapının sağında ve solunda yer alıyor. Karşı taraf ise Zeytin Dağı. Arada kalan alana cehennem vadisi deniyor. Yahudiler Kıyamet koptuğu zaman burada sırat köprüsünün kurulacağına inanıyor ve buradan çok yüksek bedeller ile mezar yeri alıyorlar. Zeytin dağı Hz İsa’nın havarileri ile buluştuğu ve kitaplarda yazılı bölge. Burada milletler kilisesi var. Birçok klise var. Gözyaşı kilisesi de bunlardan biri. Hz. Süleyman makamı sonrası Cuma namazı için Mescid-i Aksâ Camiine geçiyoruz. Cuma namazı sonrasında avlu içerisinde yer alan mescidleri görüyoruz.

Mervan Mescidi;

Hz. Meryem’in korunduğu Zekeriye mihrabı bölümü olan mescid. Hz. Zekeriya onu mabede alıyor ve orada eğitiyor. Camilerde yazılı mihrab yazıları “Allah için hiçbirşey zor değildir” duası buradan geliyor. Allah-ü Teala’nın izni ile Hz. Meryem hamile kalıyor ve bu bölümden çıkarılıyor. Sonrasında Beytüllahim’e gider ve Hz İsa’da orada doğar. Tekrar Kudüs’e döner ve susma orucu tutar. Bu süre içinde de Hz. İsa aleyselam hak peygamber olduğunu tebliğ eder. Sonraki yıllarda da dini tebliğe başlar.

Kadim Mescidi;

Kandil yağlarının biriktiği bir kuyunun olduğu yer de var. Ziyaret için oraya gidilir.

Mescid-i Aksa Camii

Özel mihrabı ve bunun geçmişini öğreniyoruz. 25 yıl önceki yangında yanınca yenisine uygun olarak tekrar yapılmış. İçinde birçok farklı mimariye sahip mihrablar bulunuyor.

Via Dolarosa üzerinden devam ederek, Western Wall (Almanların verdiği isim ile Ağlama Duvarı) nı görüyoruz.

İkindi namazını da kılıp, rehberimizden bir Osmanlı çavuşunun o ders içerir niteliğindeki geçmişini dinliyoruz.

Hz. Ömer Camii

Hz. Ömer efendimiz adına inşa edilmiş. Şehri teslim için bir süre kuşatma sürüyor. Rivayete göre yardımcısı ile bineğe sıra sıra biniyorlar. Halk karşıladığı sırada ise binek üstünde olan yardımcısı. Kudüs’e girdiğinde rahip Sofranyanus namazı Kıyame kilisesinde kılabileceğini söylüyor. Hz Ömer efendimiz uygun bulmuyor. Kilisenin bu boşluktaki karşısına da bu mescit inşaa ediliyor. İçinde 25 yıl önce ayrı da bir mescid bulunuyor. Cami girişindeki levhada Hz Ömer efendimizin, burada yaşayan gayrimüslümlere verdiği ahıtname var. Yaşantı, ticaret için güvence veriliyor ve cami duvarına asılmış. Akşam namazını burada kılıyoruz.

Kıyame Kilisesi – Diriliş Kilisesi

Çarmıh- 4 Mıh demek. Hz İsa’ya benzeyen kişiyi çarmıha gerdikleri yer olarak biliniyor. 330 yılında Konstantin annesi Azize Helenayı buraya gönderiyor. Buraya da o zaman bir kilise inşa ediyorlar. Buranın açılıp kapanması konusunda meydana gelen kavga sonrasında, Hz Ömer efendimiz zamanından itibaren kapanış ve açılışlar müslüman aileler tarafından yapılıyor.

Bugün ayrıca Kayıtbay Sebili’ni ve Burak Mescidi’ni de görüyoruz.

Yatsı için de Mescid-i Aksaya, sonrasında yemek ve istirahat için otelimize geçiyoruz.

3. Gün

Sabah 8:10 geçe otelden hareket ediyoruz. Rehberimiz Kenan Eker, güzergahımızın Al Halil, Beytlahm ve Eriha olduğunu belirtiyor. Kudüs bölgelere ayrılmış. Bizzat Yönetimi İsrail’de ise bunlara A Bölgesi deniyor. B bölgeleri ortak bölgeleri. C ise, yönetim ve idaresi Filistinlilerde.

Al Halil;

Otobüsümüze binerek yaklaşık 1 saatlik yolculuğun ardından el-Halil şehrine varıyoruz. Hz. İbrahim şehri olarak bilinir. 4. Harem olarak geçer.

İbrahim Camii bölgesine geçiyoruz. Güvenlik kontrolleri sonrası ulaşabiliyoruz.

El-Halil külliyesi içerisinde  Hz.İbrahim ve Hanımı Saare, Hz.İshak ve hanımı Refika’nın makamı şeriflerini ziyaret ediyoruz.

Hz.Yusuf, Hz. Yakup AS. ve hanımlarının kabirleri ise sinagog olan bölümlerde.
Ziyaretimiz esnasında Nureddin Zengî mihrabını da görüyoruz. Hani önceden 3 tane yapılan ve biri Mescid-i Aksa da yanan. Tekkeye uğrayıp yardımlarda bulunuyoruz.

Alışveriş için mola veriyoruz. Ardından 20 dakikalık bir yolculuk ile Helhul kasabasındaki Hz.Yunus (a.s.) makamı ziyaret ediyoruz. Öğle namazını burada kılıyoruz.

Beytlahm

Beyt ev, lahm et demektir. Beytlahm şehrine geçerek Hz. İsa’nın doğduğu yere inşa edilen doğuş (Nativity) Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz. MS 330 yılında Konstantin’in annesi Azize Helana yaptırıyor. Kilise hristiyanlar açısından kıyame kilisesi gibi önemli. İsa Aleyselamın Beytüllahim’de doğduğuna inanılır. İsa’nın doğduğu dönemde Beytüllahim Roma İmparatorluğu’nun Yahudiye eyaletine bağlı idi. Bir alışveriş molası sonrası yola devam ediyoruz. Şehirden çıkarken saatimiz 14’ü gösteriyor.

Eriha
Eriha çölü andıran bir toprak yapısına sahip. İlk olarak Nebi Musa Külliyesine geliyoruz. İçerde 120 kişilik bir külliye var. Külliye bu dönemde bakımda. Memlik Sultanı Baybars tarafından yaptırmış. Selahattin Eyyübin genişletmede büyük çabaları olmuş. Efendimizin tarifine de uyan bir yer olduğu rivayet ediliyor. Burada Musa Aleyhisselamı makamı bulunuyor. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) dışında hiçbir peygamberin kabri şerifi bilinmiyor. İkindi namazlarımızı burada kılıyoruz.

Namaz sonrası rehberimiz Kenan Eker tarafından Musa Aleyhisselamın hayatından bilgiler veriliyor.

Buradan Lut Gölü – Ölü Deniz’e geçiyoruz. Tuz gölü olarak da adlandırılan yerde hiçbir balık yaşamıyor. Dünya’nın en çukur bölgesi olan yer deniz seviyesinden 400 metre aşağıda bulunuyor. Lut kavmi azaba ve helaka uğruyor. Kenardan gölü görüyoruz. Yol üzerinde birçok hurma bahçesi bulunuyor. Bu bölge eskiden Ürdün ve İsrail’in savaştığı noktalar. Bu nedenle eskiden kalma askeri yapılarda bulunuyor.

Dönüşte dünya üzerindeki en eski şehirlerden biridir Eriha. 8 bin yıllık tarihi ile Yuşa Aleyhisselam tarafından feth edilen beldenin içinden geçerek Tecrübe dağını görüyoruz. Bu dağın İsa Aleyhisselam’a Peygamberliğin vahiy edildiği yer olduğu rivayet ediliyor. Hurmanın bol olduğu bu yerde hurma alabileceğimiz yere de uğrayıp alışveriş yapıyoruz. 1 kilo güzel hurma 35 şekel yani 10$’dan satılıyor.

Akşam namazını Eriha’da kılıyoruz. Filistin askerleri ile çekildiğimiz resim sonrası otele geçiyoruz. 18:30 gibi oteldeyiz.

4. Gün

04:45’de otelden çıkıp sabah namazını kılıyoruz. 8:15 de otelden çıkıp Zion tepesinde geçiyoruz.

İlk durağımız 1940 lardaki kurşun izlerinin bulunduğu Nebi Davut kapısı.

Hz. İsa Aleyhisselam’ın 12 havarisi ile son akşam yemeği yediği yere geçiyoruz. 1517 Osmanlı feth ediyor. 1524 yılında da burası camiye dönüştürülüyor. İçerde gene mimber duruyor. İçerde zeytin ve sembolün çıkışını dinliyoruz.

Hemen devamında Davut AS. Makamına geçiyoruz. Hz. Davut Aleyhisselamın makamı Yahudi’ler için çok kutsal. Kabri Şerif’inin burada olduğuna inanıyorlar.

Hz. Yakup Aleyhisselam’ın 12 oğlunu soyundan geliyor İsrailoğulları. Kardeşi ile mücadele giren Hz Yakup geceleri yürüdüğü için İsra (Gece Yürüyüşü) deniyor. Bu nedenle Kahrolsun israil demek de uygun olmuyor.

Zion tepesi ziyaretinden sonra bütün semavi dinler için önemli bir yer tutan Zeytindağı’na hareket ediyoruz. Mount of Olive’s’den muhteşem Mescid-i Aksayı seyre dalıyoruz. Gezdiğimiz yerler şimdi kuşbakışı karşımızda. Şimdi buraya yakın konumdaki Rabia-Tül Adeviye Hz. (R.A.) türbesine geliyoruz.

RABİA-TÜL ADEVİYE

Tabiînin büyük hanım evliyâlarından. Dünyâya düşkün olmaması ve ibâdetleri ile meşhûr olan bir hâtundur. 135 (m. 752)’de Kudüs civarında vefât etti.

Bu mübarek ziyaret sonrasında, Çıkıştan sağa dönerek yaklaşık 200m yürüyoruz.

SELMÂN-I FÂRİSÎ ( radıyallahü anh )

Eshâb-ı kiramın büyüklerinden ve meşhûrlarından. Aslen İranlı olup, İsfehan yakınında bir köyde doğup, büyüdü. Medine’ye gelip Peygamberimiz ( aleyhisselâm ) hicret edince maksadına kavuşup müslüman oldu ve Ehl-i beytten sayıldı. Müslüman olmadan önce, ismi Mabeh idi. Müslüman olunca, Peygamberimiz ( aleyhisselâm ), O’na Selmân ismini verdi. İranlı olduğu için de Fârisî denildiğinden ismi Selmân-ı Fârisî olarak meşhûr oldu.

Saat 11’i geçerken artık bu kutlu topraklardan ayrılıyoruz. Dönüş için artık havaalanı yolundayız. Bu turumuzun da sonuna geliyoruz. Rehberimiz Kenan Eker’e teşekkür ediyoruz ve grup üyelerinden helallik diliyoruz.

Masraflar

550 Dolar : 2080 TL İstanbul – Tel Aviv Gidiş – Dönüş 3 Gün 4 Gece Kalma

261 TL : Elazığ – İstanbul Gidiş , İstanbul Elazığ Dönüş