İstanbul’da gerçekleşen kongrede 120 ülke arasından ikinci seçilen Bingöl yayla balının geleceği hakkında değerlendirmelerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Bilal Bağış; “Bingöl, sağlam bir bal borsası ile bal üretiminin stratejik merkezlerinden biri olabilir” dedi.

Bingöl Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bilal Bağış, Apimondia Dünya Arıcılar Kongresi’nin 45’incisi İstanbul Harbiye Kongre merkezinde gerçekleşen ve yaklaşık 120 ülkeden 600 yarışmacının katılımıyla gerçekleşen kongrede ikinci seçilen Bingöl Yayla balının geleceği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Yrd. Doç. Dr. Bağış, Bingöl`ün, sağlam bir bal borsası ile bal üretiminin stratejik merkezlerinden biri olabileceğini vurguladı.

İbn-i Haldun’a da atfedilen, “Coğrafya kaderdir” sözlerine hatırlatan Bağış, coğrafi konumun avantajla beraber dezavantaj da olduğunu söyledi.

Bağış; “Bingöl’ün dağlık, engebeli coğrafyası aynı zamanda önemli bir merkez ve geçiş yoludur da. Bingöl, bu merkezi ve önemli geçiş yeri konumunu avantaja çevirebilir. Bingöl’ün sahip olduğu coğrafya ve arıcılık altyapısı avantaja çevrilebilir. Bingöl gibi Anadolu şehirleri; ağır sanayi, savunma sanayinde önemli birer üretim üssü olamaz belki ancak iyi planlanmış, katma değeri yüksek tarım ve hayvancılık ile de kalkınabilirsiniz. Arıcılık, buna güzel bir örnek. Veya emeğe dayalı hafif sanayi, beşeri sermaye ve ar-ge gibi stratejik sektörler seçilerek odaklanılabilir. Rekabet avantajı sağlayabileceğiniz alanlardan biri de teknoloji yoğun, yazılım ve ar-ge’ye dayalı, akademik bir altyapı gerektiren endüstriler. Bal Borsası gibi yeni fikirler daha ok bu sonuncu ile ilgili; hele, üniversitenin de olduğu bir ortamda, bu çok daha kolaydır. Kısacası, Arıcılık, Bingöl için önemli bir çıkış yolu olabilir… Bunun için de sağlam bir borsa altyapısı, önemli bir ilk adım olabilir ” ifadelerini kullandı.

Kısa vadede, tezgâh üstü denebilecek OTC türü bir borsa önerdikleri; daha uzun vadede ise vadeli işlemler ve bağlantılı lisanslı depoculuk ile elektronik bir borsanın fayda sağlayacağını söyleyen Bağış; “Burada, daha geniş anlamda kastımız: Tarımsal ve zirai risklerinin yönetimi ve buna yönelik kantitatif analizlerdir. Aslında burada, olağanüstü yeni bir durumdan bahsetmiyoruz. Heredot’tan, Goethe’ye; fizyokratlar ve liberallerden, İslam İktisadına geniş bir alanda sürekli konuşulan tartışılan bir konu, müzayedeler. Tüm ekonomi için, herkes için en verimli dengeyi sağlayacak bir dengeden bahsediyoruz ” şeklinde konuştu.

“BAL VE ARICILIK LOKOMOTİF SEKTÖRLERİNDEN BİRİDİR”

Bal ve arıcılığın, Bingöl il ekonomisinin potansiyel lokomotif sektörlerinden biri olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Bağış; “Ancak, henüz bu sektörde profesyonelleşme yönünde gerekli adımlar atılabilmiş değil. Ekonomik getiri anlamında bu sektörden henüz yeterince faydalanılamamaktadır ” dedi.

“MARKALAŞMA, ÜRETİM KALİTESİ İLE PAZARLANMASI ÖNEMLİ SORUNLAR”

Markalaşma, üretim kalitesi ve pazarlamayı balda önemli sorunlar olarak gördüklerini aktaran Bağış, kalitenin de üretimin de artırılması; fiyat ve üretimin standartlaşması gerektiğini, bunun devamında da fiyatların dengelenmesi ve istikrar kazanması da bir o kadar önemli olduğunu vurguladı.

“COĞRAFİ İŞARETLEME İLE BİNGÖL BALININ FARKLILIĞI VE ÖZEL KONUMU BELİRLENMELİ”

“Coğrafi işaretleme ile de Bingöl balının farklılığı ve özel konumu belirlenmeli, finansman ve arı hastalıkları gibi temel sorunların daha profesyonel bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir ” diyen Yrd. Doç. Dr. Bağış, önemli uyarılarda bulunarak şunları söyledi: “Dışa bağımlılığın azaltılması ve bu bağlamda dış pazarlara ve rekabete açılma ve ihracat potansiyelinin de artırılması; Markalaşma ve pazar sorununu aşmanın önünün açılması, Sektöre yeni yatırımcılar ve daha geniş finansman imkânlarının sunulması için vadeli işlemler altyapısının oluşturulması da önemli bir başka konu.”

Bal ve arıcılık endüstrisine bir işbirliği kapısı ve kurumsal bir kimlik kazandırılması gerektiğini ifade eden Bağış; “İşbirliği ve dayanışmanın pekiştirilmesi (alıcı-satıcı işbirliği), depoculuğun ve merkezi bir depolama fırsatının da oluşturulmasının zemininin hazırlanması, fiyat istikrarı ve uzun vadeli dalgalanmaların minimize edilmesi, kamu üzerindeki çiftçi desteği yüklerinin azalmasına da fırsat verilmesi, kayıt dışı ekonomi ile mücadele için de etkin bir unsurun kazanılması, üreticilerin geliri ve meslekleri güvence altına alınması, riskin paylaşılması ve daha rasyonel değerlendirilmesi de sağlanmış olur ” açıklamasında bulundu.

“KURUMSALLAŞMA, GENEL ANLAMDA TEMEL SIKINTILARIMIZIN BAŞINDA GELİYOR”

Kurumsallaşma, genel anlamda, temel sıkıntılarımızın başında geldiğini aktaran Bağış; “Ciddi bir ticaret borsası kurulumu, sağlam bir akademik altyapı, iyi bir yazılım potansiyeli teorik modelleme altyapısı ve pazarlama ve planlama için daha ciddi akademik desteği gerektirir. Bu yüzden de, Ordu ve Manisa gibi önemli merkezlerde henüz istenen verim elde edilemedi. Piyasa etkinlik ve verimlilikten uzak bir görüntü sergiliyor ” diye belirtti.

“ÜRETİCİNİN TEMEL SIKINTISI, FİNANSMAN VE ÜRETİMDEKİ BELİRSİZLİKTİR”

Borsa altyapısı, daha uzun vadede düşünülecek bir vadeli işlemler borsası altyapısı ile birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanacağını ifade eden Bağış; “Üreticinin, bizim görebildiğimiz kadarıyla, iki temel sıkıntısı: finansman ve üretimdeki volatilite ya da belirsizlik. Bu ikisi ile de mücadelenin temel yolu, uzun vadede, risk paylaşımını önceleyen adam akıllı çalışacak bir vadeli işlemler borsasıdır” şeklinde konuştu.